"NAVIGATION SYSTEM" YADA TÜRKÇE İSMİYLE NAVİGASYON SİSTEMİ NEDİR? NE İŞE YARAR? NE FAYDALAR SAĞLAR? VE BİLMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEY.

NAVİGASYON SİSTEMLERİModern dünyamızın en büyük mucizelerinden birinin yeryüzünün 150 bin mil üstünde bulunan toplam 24 uydu olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Enlem, boylam, irtifa ve zaman olmak üzere dört tür bilgi taşıyan radyo dalgaları yayan bu uyduların her birinin kendine özgü bir protokolünün bulunması, uydu bağlantılı navigasyon sistemlerinin temeli olan ve yeryüzünde üslendirilen GPS (Global Positioning System= Küresel Konumlandırma Sistemi) tarafından tanınmasını sağlıyor. GPS, kokpite monte edilen küçük bir alıcı aracılığıyla toplanan bu verileri kullanarak kendi konumunu hesaplıyor. Teoride en az dört uydudan alınan veriler yüzde yüz doğruluk için yeterlidir; ancak pratikte her şey çok farklı. Uyduların sahibi olan ABD Ordusu, uyduların düşmanlar tarafından kullanılmasını engellemek için yayınlara değişken bir hata kodu giriyor; bu da normalde 100 metre olan yanlışlık payını 300 metreye çıkarıyor. Elbette sırları elinde bulunduran ABD Ordusu yüzde yüze yakın bir doğruluk payıyla çalışıyor; bunun en iyi örneği de Körfez Savaşı sırasında Bağdat'ı hiç ıskalamadan vuran füzeler. Ancak yerel bilgiler kullanması gereken otomobil GPS sistemleri bunun için araçtaki hız sensöründen ve GPS'teki pusula ya da ciroskoptan gelen bilgileri hesaba katarak uydu verilerini CD-ROM'lara kaydedilen dijital haritalarla karşılaştırıyor. Böylece eğer 100 km/s hızla gidiyorsanız, navigasyon sisteminiz arazide değil de anayolda gittiğiniz sonucuna varıyor. Çoğu sistem, Navigation Technologiesin (NavTec) oluşturduğu dijital harita verilerini kullanıyor. Her kavşağın öncelik, girilmez levhası ve trafik ışıkları, vb... açısından kontrol edilmesi gerektiği düşünülürse bu standardizasyonun önemi açıkça anlaşılır.. Bu haritalarda ayrıca istediğiniz takdirde direkt olarak yönlendirileceğiniz otoparklar, oteller, benzin istasyonları, turistikler yerler gibi "ilgi noktaları" hakkında da veriler de bulunuyor. Uydu bağlantılı navigasyon sistemlerinde en belirgin gelişme CD-ROM haritalarının detaylandırılmasında kaydedildi. Bundan sonra özellikle de yeni otomobil tasarımlarının standart bir parçası olarak düşünülen ve ekranla kontrol birimlerinin kolayca görülüp ulaşılabilecek bir yere yerleştirilen sistemlerin "hardware"lerinde gelişmeler ve yenilikler olmasını beklemek hiç yanlış olmaz. Ancak hayli önemli ve kaçınılmaz bir gelişme gibi görünse de hiçbir firma varış noktasının girilmesi için kokpite entegre kompakt bir klavye kullanmayı aklına getirmiyor; galiba daha uzun bir süre imgeç kullanılmaya devam edilecek. Bosch, Philips ve Alpinein hakimiyetinde olan navigasyon sistemi piyasasına son zamanlarda yeni firmalar da giriyor. Örneğin Magneti Marelli "Route Planner" (Yol Planlayıcısı) adlı bir sistemi piyasaya sunmaya hazırlanırken Clarion henüz hazırlık aşamasında olan bir sistem üzerinde çalışıyor ve Pioneer da bilgilerin sesle girilmesini mümkün kılmak için uğraşıyor. Ancak tüm bunların yanında en yararlı ve belirgin gelişme, mevcut trafik sıkışıklığıyla ilgili bilgilerin yol bilgileriyle birlikte verilebilmesi olacak. İngiltere'de bu konuda iki farklı çalışma yürütülüyor. Daha gelişmiş olanı gelecekte radyo yayınlarının standart frekansı olacak Digital Audio Broadcasti (DAB) kullanıyor; ancak bu sistem sadece çok az araçta bulunan dijital radyolarla kullanılabilecek. Daha basit ve ucuz bir çözüm olan diğer sistem, RDS kullanan ulusal radyo ağıyla çalışan Traffic Message Channel (TMC) adıyla anılıyor. Üç yıl içinde kullanıma sunulacak TMC'de ülkedeki tüm kavşakları içeren akıllı bir kart satın alınıp uydu bağlantılı navigasyon sistemine bağlı araç radyosuna takılıyor. Bunun da ötesinde gelecekte araç ve harita/trafik bilgileri sağlayan bir merkez arasında Internet türü canlı bir bağlantı kurularak CD-ROM ihtiyacı ortadan kaldırılabilir. Bu sistem sayesinde her sınır geçişinde CD'lerin değiştirilmesine gerek kalmadan tüm Avrupa'da kolayca yön bulmak mümkün olabilir.